17 Ocak 2013 Perşembe

Rock ve Metal Kardeşler

  Rock ve Metal müzik hakkında ne düşünüyorsunuz bilmem ama bu yazımda, bu iki kardeşi size sevdirmeye çalışacağım. Bu iki kardeş isyanın diğer adlarıdır. Rock insanlığa isyan eder, Metal ise Tanrı'ya. Yani Metal Rock'ın küçük kardeşidir. Çünkü metal isyanı Rock'tan öğrenmiştir. İsyan bayrağını daha ileriye götürüp farklı bir boyut kazandırmıştır. "Metal, Rock'ın bir  level atlamış halidir." Bu benim tanımım.
  Metal gözümüzü kapadığımız her şeye el atar. Reddettiklerimizi baş tacı yapar. En çok korkulan şeylere gözü kapalı atlar. Metal dışlananların kültürüdür. Size bir de dışlanmayla ilgili örnek vereyim; Murat Kekili'nin "Bu Akşam Ölürüm" şarkısını dinleyip intihar edenlerin sayısı artmıştır. Sanatçıya da tepkiler çığ gibi büyümüştür. Burada bilinmesi gereken noktaysa şudur; o çocukları Metalciler ve ya Rockçılar değil ebeveynleri olarak sizler yetiştirdiniz. Eğer ortada bir suçlu varsa o da sizsiniz sayın ve değerli ebeveynler.
  "Neden Metal?" diye soracak olursanız size karşılaştırma yaparak kısa bir cevap verebilirim. O da şu: "Pop, dünyada en çok kabul gören müzik türüdür. Pop dinlemiyorum çünkü müzik enstruman kabiliyeti ile yapılır, bilgisayar programlarının ve prodüktörlerin kabiliyetiyle değil." Siz hiç playback yapan bir Rock ve ya Metal grubu gördünüz mü? Açın önünüze gelen bir kanalı ve bakın bakalım orada pop söyleyen lavuk ne yapıyor? Hadi ben anlatamadım da bu adamlar da mı anlatamamış.


  Benim için Rock, Duman ve Metal de Avenged Sevenfold'dur.
  İşte Duman;


  Ve de Avenged Sevenfold;


  Biz bize yeteriz! \m/

16 Ocak 2013 Çarşamba

Jennifer Lawrence


  Çok tatlı ve cici bir kız Jennifer Lawrence. Adam olacak çocuk diye ben buna derim. Bazen bakıyorsun hiç güzel değil bazen de fıstık olup çıkıveriyor. Güzel mi çirkin mi anlayamadım. Her neyse, bu fıstık 1990 yılında Kentucky'de doğdu. 14 yaşında oyunculuğa karar verip bu sektöre atıldı. Başka bir sektöre de açılabilirdi ve kendine yazık ederdi. Kusura bakmayın şuan gözüme çok tatlı gözüyor kendileri.
  Hepimiz onu The Hunger Games'ten biliyoruz. Bilmiyorsak da artık öğrendik. Bu filmin kitabını okuyanınız mutlaka olmuştur. Ben okumadım ama okuyanlar filmi hiç mi hiç beğenmezler. IMDB'den ve ya üstten verdiğim linkten filmin puanını öğrenebilirsiniz.
  Ben bu fıstığın filmlerinden bahsedeyim diyeceğim ama 2-3 film için parmaklarımı yormak istemiyorum. Daha doğrusu üstte bahsettiğim filminden başka filmini izlemedim. O filmi de sırf bu kız için gittim.
  Benden söylemesi, bu kız çok iyi yerlere gelecek. Ahanda buraya yazdım. Alakasız olacak ama, bloga yazmak istediğim o kadar çok şey var ki hangi birini yazsam karar veremiyorum. Şu aralar da finallerim olduğu için bilgisayar başında zaman harcayamıyorum.
  Günün anlam ve önemini belirten şarkıyı buraya atarak size veda ediyorum. RockA - Ölürüm Sana (Tarkan Cover). İyi dinlemeler.


7 Ocak 2013 Pazartesi

Nicolas Cage


  Hepimiz biliriz herhalde Nicolas Cage'i. Asıl ismi Nicolas Coppola'dur ve ünlü yönetmen Francis Ford Coppola'nun yeğenidir. Cage 7 Ocak 1964 Kalifornia doğumludur. Buraya tıklayarak Cage'in Vikipedia profiline ulaşabilirsiniz. 1995 yılında "Leaving Las Vegas" filmiyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazanmıştır. Benim yakından takip ettiğim aktörler arasındadır. Oyunculuğunu her ne kadar beğensem de son zamanlarda oynadığı filmlerle hayal kırıklığına neden olmuştur. Böylesine iyi bir oyuncunun daha iyi yapımlarda yer alması gerektiğini düşünüyorum.
  Cage'in benim izlediğim filmleri hakkında görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. İlk olarak The Rock'dan başlayalım. Film hatırladığım kadarıyla iyiydi. Sadece iyi. Face Off'a gelecek olursak; John Travolta'ya rağmen -Travolta'nın hem oyunculuğunu hem de kendisini sevmem- güzel bir film. City Of Angels konusu güzel olup da içine edilen filmlerinden sadece bir tanesidir. Belki bu tabir ağır olmuştur ama aklıma başka da bir şey gelmiyor hani. In Sixty Secons Gone arabalara ilgisi olan birinin izleyebileceği bir film. Benim için idare eder derecesinde bir film olmayı aşamamaktadır. Windtalkers içinse; Cage karşımda olsa: "Sen bu filmde niye oynadın?" diye sorarım. Oynamamasını oynamasına tercih ederdim. National Treasure ve National Treasure: Book Of Secrets'da "Beyninle evlenmek istiyorum." dedirtmişti bana. Benim beğendiğim filmleri arasındadır. Lord Of War Cage'in belki de en iyi filmidir. Bu filmi tavsiye ederim. Kesinlikle zaman kaybı değil. Ghost Rider ve Ghost Rider: Spirit Of Vengeance sıçıp sıvamayı başardığı iki filmdir. Konusu insanın ilgisini çekiyor ama izleyince bin pişman oluyorsunuz. Bu isme kesinlikle yakışmayan iki film diyeceğim kısaca. Next benim beğendiğim filmleri arasında. Her ne kadar bazı yerlerde senaryodan kaynaklanan hatalar olsa da güzel bir film. Ama genel itibariyle pek beğenilmeyen filmleri arasında gösterilse de siz bir izleyin derim. Son olarak Knowing ise idare eder. İdare etmenin ötesine asla da geçemez.
  Cage yeteneklerinin farkında olmayan bir aktör. Belki de farkındadır ama iplemiyordur. O kadarını bilemeyeceğim artık. Bence takip edilmesi gereken bir isimdir Nicolas Cage.
  Benim uykum geldiği için iyi geceler arkadaşlar diyerek yazıma son veriyorum. En kısa zamanda görüşmek üzere.

Aamir Khan 2


  Aamir Khan hakkında daha önceki yazılarımdan birinde bilgi vermiştim. Eklemek istediğim birkaç şey daha var. Daha önceden bahsettiğim iki filmini de izledim. Hatırlayacağınız gibi bu filmler Lagaan ve De Basanti Rang idi. Bu adamın filmlerini izlediğim kadarıyla izleyiciye bir ders vermeye çalışılıyor. Şunu söylemek istiyorum: "Aamir Khan 1965 yılında 'Hiç kimse mükemmel değildir.' sözüne tepki olarak doğmuştur."
  Lagaan filmin hakkında söyleyecek pek bir şeyim yok. Filmin uzunluğu nedeniyle canımın sıkıldığını söyleyebilirim. Ama biri çıkıp da filme kötü diyemez.
  De Basanti Rang filmi tek kelimeyle harikadır.Türkçesi "Sarıya Boya" anlamına gelmektedir. Filmi size şöyle anlatayım; "genç bir İngiliz bayan (Sue) -çok tatlı bir kızdır- büyükbabasının 1920 yıllarında Hindistan'ın özgürlüğü hakkında yazdığı günlüğü ile ilgili bir belgesel çekmek için Hindistan'a gider. Burada kendisine yardım etmeyi kabul eden Hintli genç kız (Sonia) ile birlikte belgeselde oynayacak oyuncuları üniversitede aramaya başlarlar. Kültüründen uzaklaşmış birçok aday kitlesinden sonra kötünün iyisi tadında bir grup oluşturulur. Grup, belgesel çekildikçe konuyu kavramaya, benimsemeye ve haliyle de bilinçlenmeye başlar."
  De Basanti Rang (Sarıya Boya). Sarı, Hint kültüründe fedakarlık anlamına gelmekteymiş ve bu nedenle de filmin bazı kısımları sarı renkte çekilmiştir.
  İyi seyirler arkadaşlar.

4 Ocak 2013 Cuma

Can Sıkıntsı ve Duman

  Bugün üstümde ayrı bir boş vermişlik havası var. Canım o kadar sıkkın ki içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor. Ne kitap okuyasım var, ne film ne de dizi izleyesim var. Bir tek müzik dinlemek kalıyor geriye. Ama bu sefer ne dinleyeceğime karar veremiyorum. Ve ben de şu anda aklıma gelen bir fikre kapılıp Duman'dan bir parça açacağım. Şunu bir dinleyin.


  Madem Duman'dan konu açıldı ve benim de yapacak hiç bir işim yok o zaman ben de yazmaya devam edeyim. Duman'ın her şeyi solisti Kaan Tangöze'dir. Neredeyse albümlerindeki tüm parçalar onun elinden çıkmıştır. Daha sonraki yazılarımdan birini Kaan Tangöze'ye ayıracağım.
  Duman, ruh halin nasıl olursa olsun sana uydurur. Demek istediğim şu; mutluysan Duman, üzgünsen Duman, canın sıkılmışsa Duman, ağlıyorsan Duman, gülüyorsan Duman, Duman, Duman... Bu grubu dinlediğinizde mutluyken mutsuz, mutsuzken de mutlu olabilirsiniz. Hadi onu bunu bırakın da hep beraber Duman dinleyelim.

3 Ocak 2013 Perşembe

Kemal Sunal


  Kemal Sunal 11 Kasım 1944 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl doğum tarihi 10 Kasım olmasına rağmen; "Ben 10 Kasım'da doğdum ama Atatürk'ün öldüğü bir gün ben sevinemem." diyerek doğum gününü 11 Kasım olarak değiştirdi. Türk sinemasının en iyi aktörüdür. Oynadığı birçok film izlenme rekoru kırmıştır. Çevirdiği filmlerde genellikle saf, şanslı ve iyi yürekli karakterleri canlandırmıştır. Filmleri ilk gösterimlerinde yıllar sonra bile hala büyük bir ilgiyle izlenmektedir. Kemal Sunal'ın IMDB profiline buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  Benim en çok ilgimi çeken nokta Kemal Sunal'ın gülüşüdür. Hatta Türk toplumunun da ilgisini çekmeyi başarmıştır. Kemal Sunal'ın: "İsterseniz beni dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim." lafı onun ne kadar cana yakın ve içten biri olduğunu gösterir.
  Oyuncunun en çok beğenilen filmlerinin isimleri şöyledir; "Köyden İndim Şehire (1974), Mavi Boncuk (1974), Salako (1974), Hababam Sınıfı (1975), Hababam Sınıfı: Sınıfta Kaldı (1976), Kapıcılar Kralı (1976), Süt Kardeşler (1976), Tosun Paşa (1976), Hababam Sınıfı: Uyanıyor (1977), Sakar Şakir (1977), Çöpçüler Kralı (1977), Şaban Oğlu Şaban (1977), Yüz Numaralı Adam (1978), Hababam Sınıfı: Tatilde (1978), Kibar Feyzo (1978), Bekçiler Kralı (1979), Korkusuz Korkak (1979), Zübük (1980), Davaro (1981), Doktor Civanım (1982), Kılıbık (1983), Tokatçı (1983), Katma Değer Şaban (1985), Sosyete Şaban (1985), Davacı (1986) ve Propaganda (1999).
  Yukarıda verdiğim IMDB linkinden Kemal Sunal'ın filmlerine ve filmlerin puanlarına ulaşabilirsiniz.


  Yukarıdaki resimde kızı Ezo Sunal (sağda), oğlu Ali Sunal (solda) ile birliktedir Kemal Sunal (ortada). Oğlu Ali Sunal da babası gibi sinema oyuncusudur. Propaganda (1999) filminde baba ve oğul birlikte rol almıştır. Bu filmden kısa bir süre sonra Kemal Sunal kalp krizi geçirerek hayata veda etmiştir. Türkiye gülen yüzünü kaybetmiştir! Allah rahmet eylesin.
  Umarım bu güzel insanı iyi bir şekilde anlatabilmişimdir. Bol kahkahalı günler arkadaşlar.

Aamir Khan

 
Bu yazımda Hindistanlı bir aktörden ve filmlerinden bahsedeceğim, Aamir Khan. Kendisi 14 Mart 1965 yılında doğmuştur. İki oğlu ve bir de kızı vardır. Müslüman olması benim bu sanatçıya olan ilgimi arttırdı. Aynı zamanda yapımcı ve yönetmenlik de yapmaktadır. Bollywood'un en çok kazanan ünlüsüdür.
  Oyuncunun en bilinen filmi 3 Idiots'tur. 2009 yapımı bu film dünya çapında bir şöhrete sahiptir. IMDB'nin top 250 listesine girmeyi başarmıştır. Film Hindistan'daki eğitim sistemini eleştiren, güldürürken aynı zamanda da düşündüren bir yapıya sahiptir. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu sadece ben değil arkadaşım Alpagut da düşünmektedir.
  Aamir Khan'ın diğer filmlerine de değinmek istiyorum. En azından izlediğim filmlerine değineceğim. Taare Zameen Par adlı filmiyse; 8 yaşındaki problemli bir çocuğu ve onun bu problemlerini çözmeye çalışan öğretmeni -Aamir Khan- anlatır. Fazla zaman kaybetmeden diğer filmlerden de bahsedeyim. Fanaa adlı filmindeyse; bir tur rehberinin -Aamir Khan- kör bir kıza olan aşkını anlatır. Bu sadece başlangıçtır. Tur rehberi sandığımız kişinin aslında kim olduğunu öğrendiğimizde film başlayacaktır. Ghajini beni 3 Idiots'tan sonra en çok etkileyen filmidir. Memento filmini izlediyseniz bu filmle arasında benzerlikler bulacaksınız. Bana soracak olursanız Ghajini, Memento'dan çok daha iyi bir filmdir.
  Bu filmlerin en kötü yanı ise 3 saat gibi bir uzunlukları olmasıdır. Bazen filmi kapatmak istiyorsunuz ki bunu kesinlikle yapmayın. Hepsi de izlediğinize değecek filmlerdir. Başka bir ayrıntıya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Film sırasında başrol oyuncuları birkaç defa şarkı söylüyorlar. Bundan da sıkılabilirsiniz haklı olarak. Ama dediğim gibi, hepsi de izlemeye değer filmler. Filmler hakkında ekleyecek başka bir sıkıntı olmadığı kanısındayım.
  Aamir Khan'ın izlemeyi planladığım 3 filmi daha var. İzleyemediğim için bunlar hakkında bilgi veremeyeceğim ama hangi filmler olduğunu belirtmek istiyorum. Talaash henüz yeni gösterime girdiği için beklemedeyim. De Basanti Rang'ı izlemeye henüz zamanım olmadı. Lagaan'ı da izleyemedim. Bu film Oscar'a aday olmuştur. Bu yüzden ilk fırsatta bu filmi izleyip değerlendirmesini sizlerle paylaşacağım.
İyi günler arkadaşlar.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Kargaşa

  Ben bu blogu 1 Ocak 2013 tarihinde kurdum. Haliyle ilk yazımı da 2013 yılında yazmış olmam gerekirken, ilk yazımın tarihi 31 Aralık 2012 olarak geçmekte. Bunun neden böyle olduğunu gerçekten merak ediyorum ama buna bir cevap bulacağımdan da şüpheliyim. Aklıma takıldı yazmak istedim. İyi günler.

N'oluyo La

  Buradan sinema, metal ve rock müzik hakkında yazılar yazmayı düşünüyorum. Yazılarımın genelinde "Duman" olacak gibi duruyor. Bir arkadaştan da yardım almayı düşünüyorum. Kendisini benim kardeşim diyebileceğim bir insandır. Hayatta yaptığım en büyük kötülükleri de ona yaptım. Daha doğrusu yapmışım. Ha, tamam bilerek ve isteyerek bir şeyler yaptım ama onun da içinde varmış demek ki. Arkadaşımın ismi Alpagut. Yediğimiz haltların sayısı oldukça yüksek. Aslında en büyük zararı birbirimize veriyoruz onunla. Benim anı yaşamakla ilgili fikirlerimi aşıladığım bir insandır kendisi. Şu aralar farklı düşünmeye başlasak da halen iyi anlaşıyoruz. Onun işlediği her günahta benim de payım var ama ben günah işlersem ona bir şey olmuyor. Bu biraz kafa karıştırıcı bir konu. Ben Alpagut'la hiç iyi şeyler yapmadım. Nerede p*çlik orada biz. İleriye dönük planlarımız var. Çünkü şuan paramız yok. Paramız olsa ileriye dönük olmazdı. Şimdi yapardık. En büyük ortak noktamız inançsızlığımız. Bir şeylere olan güvenin yitip gitmesi de diyebiliriz. arkadaşım hayatın gerçeklerine biraz daha geç varıyor ve bu onda pek de iyi etkiler bırakmıyor. Eğer bunu okuyorsan benim canım arkadaşım, sana söylemek istediğim bir şey var: "F*ck You!" Bunu sadece Alpagut'a söyledim. Neyse hepinize mutlu yıllar diyerek yazıma son veriyorum.